Değerli Müvekkillerimiz;
28 Temmuz 2020 tarihli Resmi Gazetede, 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun (“Değişiklik Kanunu”) yayımlanmıştır. Değişiklik Kanun’u ile; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'una (“Kanun”) eklenen 73/A maddesi ile yeni bir düzenleme getirilerek arabuluculuk, tüketici uyuşmazlıklarında da dava şartı olarak Kanun kapsamına alınmıştır.
Bilindiği üzere Kanun, kural olarak tüketici lehine düzenlemeler içermesinin yanı sıra, söz konusu düzenlemeler, mahkemelerin yoğunluğundan dolayı, tüketicilerin mağdur duruma düşmesine de sebep olmaktaydı. Değişiklik Kanun’u ile getirilen “73/A – Dava Şartı olarak Arabuluculuk” hükmü sayesinde tüketici mağduriyetlerinin önüne geçilmesi ve yasal sürecin tüketiciler açısından daha kolaylaştırılması amaçlanmaktadır.
Getirilen düzenleme uyarınca; tüketici mahkemelerinde görülen tüketici uyuşmazlıklarında mahkemeye başvurmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunlu hale getirilmiştir. Bununla beraber bazı durumlar da zorunlu arabuluculuk kapsamı dışında tutulmuş olup bunlar;
• Tüketici Hakem Heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar,
• Tüketici Hakem Heyeti kararlarına yapılan itirazlar,
• Kanun’un 73/6 maddesinde belirtilen ihtiyati tedbir kararlarının alınması,
• Kanun’un 74’üncü maddesinde yer alan üretimin veya satışın durdurulması ve malın toplatılmasına ilişkin davalar ve
• Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından kaynaklanan uyuşmazlıklardır.
Ek olarak belirtmemiz gerekir ki; her ne kadar 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinin 11’inci fıkrası uyarınca ilk arabuluculuk toplantısına mazeretsiz olarak katılmayan tarafın davada kısmen veya tamamen haklı çıkması halinde yargılama giderlerinin tamamından sorumlu olacağı düzenlenmişse de bu hüküm tüketiciler için uygulanmayacaktır.
Arabuluculuk faaliyetinin sona ermesinin ardından taraflara ulaşılamaması, tarafların katılım göstermediklerinden dolayı görüşme sağlanamaması veya tarafların anlaşması ya da anlaşamaması hallerinde tüketicinin ödeyeceği arabuluculuk ücreti, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacaktır. Ancak, her halükârda bu ödeme Arabuluculuk Ücret Tarifesinin ekinin birinci kısmında düzenlenen iki saatlik ücretten fazla olamayacaktır. Ayrıca, arabuluculuk faaliyeti akabinde açılan davanın sonucu tüketici aleyhine sonuçlanmış ise söz konusu davanın şartı olarak gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmelerinin ücreti, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’u hükümleri uyarınca davalıdan alınarak bütçeye gelir olarak kaydedilecektir.
Değişiklik Kanun’u hükümleri, Resmi Gazetede yayımlandığı 28 Temmuz 2020 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Ancak yine Değişiklik Kanunu ile Kanun’a eklenen Geçici Madde-2 uyarınca; ilk derece mahkemeleri, Bölge Adliye Mahkemeleri ya da Yargıtay’da halihazırda görülmekte olan davalar hakkında tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartına ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.
Sonuç olarak, Kanun’a eklenen yeni düzenleme uyarınca; başta Tüketici Hakem Heyetinin görevi alanına giren uyuşmazlıklar ve yukarıda açıklanan diğer istisnalar hariç olmak üzere, tüketici uyuşmazlıklarında davadan önce arabulucuya başvurma şartı zorunlu kılınmıştır. Dolayısıyla işbu usul şartı yerine getirilmeden taraflarca dava yoluna başvurulması halinde dava usulden reddedilecektir.
Konuya ilişkin daha detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Bilgilerinize,
DEDEOĞLU & BALABAN HUKUK BÜROSU